Özel Arama

Giyim/Adetler


İkizdere Adetleri

KÖYÜMÜZDE GİYİM KUŞAM

KADIN KIYAFETLERİ


Çember : Kenarları işlemeli, sade, renkli veya motifli başörtü. Yaşmak : Kenarları işlemeli ve renkli başörtü. Genellikle çember üzerine takılarak kullanılır. Yazma : Yaşmağın büyüğüne denir. Atkı : Genellikle kadınların kullandığı büyük başörtü. Peştemal : Daha çok evli ve yaşlı bayanların kullanıldığı, bel örtüsü olarak da kullanılan ince çubuklu desenli başörtü.Makaslı Peştemal : Püsküllü ve delikli peştemal. Daha çok genç kızlar ve genç kadınlar kullanır.Kara Peştemal : Genellikle yaşlıların kullandığı, kenarları kırmızı kara peştemal.Çeşan : Başa veya bele takılan, geniş çubuk desenli bir tür peştemal, dolaylık da denir. Tepeluk : Gelinlerin giydiği ufak paralarla süslenmiş fes. Fistan : Oldukça bol ve uzun dikilen, altlı üstlü bütün giysi. Entari : Fistana entaride denir. Gozli Çarşaf : Altlı üstlü bele bağlanarak kullanılan beyaz çizgi desenli siyah çarşaf. Etekluk : Uzun eteklere denir.Üç Etek :Genellikle kadife bezden yapılan altlı üstlü bütün etek. Üst ceket kısmına Kutni denirdi. Geceluk : Kollu gecelik. Yun Çorap : Beş cağla dokunan, uzun veya yarım biçimde çorap. Şal Kuşağı : Yünden dokuma, daha çok kadınların ve yaşlı erkeklerin kullandığı kuşak. Don : Belden dize kadar çok geniş ve bacak kısımları lastikle tutturulan bir tür kısa şalvar. Tor kuşağı : Özel bir iplikten dokunan kemer. Patik : Ev içersinde terlik yerine kullanılan kısa yün çorap. Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden hemen herkesin yapabildiği basit çarık. Çarık : Hasılsız deriden yapılan basit çarık. Hasıllı Çarık : Hasıllı deriden ancak ustaların yapabildiği çarık. Tad :Deriden veya yünden dokunarak yapılan çarık biçimli, bağcıklı çocuk ayakkabısı Mes : Yaşlıların çorap üzerine giydikleri, ayakkabı içine soktukları deriden yapılmış bir tür çorap. Cizme :Deriden veya lastikten yapılan boğzlı bir tür ayakkabı. Hamal Lastik :Daha çok iş yapılırken kullanılan lastik.Lastik : Son dönemlerde giyilen, cizlavit de denilen en yaygın olan lastik ayakkabı. Nalım : Takunya da denilen ahşaptan yapılmış kaba terlik. Hedik : Ahşap malzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı Bu eşyaları tamamlayan kadın süs eşyaları da önemlidir. Hemayil :Üçgen veya dörtgen biçimli gümüş zincirli kap. Beşli : Kurdeleyle bağlanarak yakaya takılan altın süs eşyası. Kupli : Kurdeleyle boğaza takılan bir reşat altın değerindeki altın süslü. Yuzuk : Yüzük Kupe : Küpe Kaleçi : Daha çok çocukların kullandığı süs eşyası, boncuk

ERKEK KIYAFETLERİ

Başluk : Başa sarmak için dar ve uzun bir bez parçasından yapılır. Kukula da denir. Herkesin kendine has bir yöntemle bağlar, çoğunlukla her iki yana kulaklıklar bırakılırdı. Renk çoğunlukla haki olur ve elbiseye uydurulurdu.
Fes :Yün iplikle cağla (şişle) dokunup başa takılırdı.
Taka : Başa takmak için kumaştan yapılan başlık
Mendil : El, yüz temizliğinde olduğu gibi cep süsü eşyası ve başlık olarak da kullanılırdı. Mendilin iki ucu düğümlenip başa takılacak hale getirilirdi.
Yağluk : İki ucu düğümlenerek başlık olarak kullanılan bez parçası.
Abaniye : İpekten , sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş, abani denilen bir bezin fes üzerine sarılmasıyla elde edilen sarık.
Saruk : Daha çok din adamlarının giydiği beyaz başlık
Mintan : Açık olan kısmı boğaza kadar düğmeli yakasız gömlek.
İç Gömlek : Mintan altına giyilen bugünkü atlet görevini gören giysi
Fanila : Atlet, kollu çamaşır.
Yelek : Bugünkü yeleklere benzeyen, fakat yelekten daha bol olan giysi
Çoha : yeleğe benzeyen, vücudu saran geniş ve kollu giysi
Zıpka : Alt kısımları, dar üst kısımları geniş altlı üstlü bütün giysi. Zıpkanın uçkur denilen kısmı düğmeliydi. Bele bir kuşakla bağlanırdı. Genelde siyah bezden yapılır ve mintanla giyilirdi.
İşdoni : Paçalı kilot
Kanaviça Pantul : Şalvar biçimli, bele bir kuşakla bağlanan iri keten dokuma bezden yapılan pantolon. Genellikle çocukların giydiği bu pantolonu büyükler de giyerdi. Daha çok bir iş pantolonu kabul edilirdi.
Kilot Pantul : Paçaları dize kadar dar, üst kısmı sağdan ve soldan bele kadar geniş olan pantolon. Dar olan kısım düğmelerle açılır ve kapatılırdı. Bele bir kemerle bağlanırdı.
Golf Pantul : Paçası dize kadar dar, üst kısmı bol olan pantolon. Dize kadar dar olan kısım düğümlenirdi. 1940'lı yıllarda moda olan bir giysiydi.
Yun Çorap : Beş cağla dokunan, uzun veya yarım biçimde çorap.
Şal Kuşağı : Yünden dokuma, daha çok kadınların ve yaşlı erkeklerin kullandığı kuşak.
Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden hemen herkesin yapabildiği basit çarık. Çarık : Hasılsız deriden yapılan basit çarık.
Hasıllı Çarık : Hasıllı deriden ancak ustaların yapabildiği çarık.
Çapula : Hasıllı deriden yapılan kaliteli, çarık üstü bir ayakkabı. Çapula özel ustalarınyapabildiği ve zenginlerin giyebildiği bir ayakkabı çeşidiydi.
Yemeni : Hasıllanmış siyah deriden altları kösele olarak yapılan, ancak zengin ve ağaların giyebildiğibir ayakkabı türü
Tad : Deriden veya yünden dokunarak yapılan çarık biçimli, bağcıklı çocuk ayakkabısı
Mes : Yaşlıların çorap üzerine giydikleri, ayakkabı içine soktukları deriden yapılmış bir tür çorap.
Cizme : Deriden veya lastikten yapılan boğzlı bir tür ayakkabı.
Hamal Lastik :Daha çok iş yapılırken kullanılan lastik.
Nalım :Takunya da denilen ahşaptan yapılmış kaba terlik.
Hedik : Ahşapmalzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı.
Bu erkek kiyafetlerini tamamlayan süsü eşyaları da önemlidir.
Hemayil : Üçgen veya dörtgen biçimli gümüş zincirli kap.
Köstek : Genellikle yelek üzerine asılan üç sıra gümüş saat zinciri.
Picak :Daha çok morunmak için kın içersinde saklanan kesici alet. Genellikle iki tane taşınırdı. Birinin ucu sivri, diğerinin ise yuvarlak olurdu.
Tapanca : Daha çok korunmak için taşınırdı.
Kaynakça: 1) Her Yönüyle Güneysu Rize, Güneysu Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği, 19962) Bir Yeşilin Ardında, Asım Zihnioğlu, 1998


Atasözlerimiz

01) Aferun torbasi dolmaz
02) Afkurmasını bilmeyen köpek, koyuna kurt götürür
03) Ayranum budur, yarısı sudur Yersan da budur, yemesan da budur
04) Bacanak bacanağı dere başukarı arar
05) Bahane sığırlere dolanıyı sirtlere
06) Bekle eşeğum bekle, manca pişirde yersun
07) Ben derum torunum yok, o derki dayimsun dayim
08) Bilmeduğun atun kerisina keçma
09) Bişe desem soz olur, demesam maraz olur
10) Borç çıktı bine gel elmanın dibine
11) Cihanun kördüğü dane bitmez
12) Çalışta gavura kalsun
13) Çocukla kirma yola olur başuna bela
14) Çorbaki daşar, kepçenin pahası olmaz
15) Değneğum dağarcığum, suparam süreceğum
16) Demir taradi sağa da yaradi
17) Dut demeğa dudak lazum
18) Et diline bıçak eline
19) El eliyla ilana tutma, ilana da yazik olur
20) Etme kulum bulma zulum
21) Evi sildim süpürdüm, kutis geldi oturdu
22) Ezme, ezilma, orta kal
23) Farzdan önce farz var.
24) Haçan bir kız kaçacak yan basar ayağını (Aklı Başında olmaz)
25) İki şoza bir güneli üstüne bir hapsikoli ( Güneş almayan yere hamsili ekmek)
26) İlan topraği ufura ufura yer
27) İlan eğrulur, buğrulur deliğune kirinca doğrulur
28) İyiluk yap at bayışağa
29) Kalbim defter, dilum donmez
30) Kalktı rahmetli, oturdi korbakor
31) Kedi anasının canı içun sıçan tutmaz.
32 Kedinun kuyruğuna basmayinca sana hirlamaz
33) Kendume yer edeyim bak sağa ne edeyim
34) Kestane kumuşiden çıktı, kerisini beğenmedi
35) Kim verursa bağa yerum, ben ondan yana derum
36) Korkma kişin kişundan, kork aprilun beşinden
37) Köpeği andun, kutilayı hazırla
38) Köpek tüyünü değişir, Huyunu değişmez
39) Kumden halat olmaz
40) Kurdun adi çikti, çakallar paş koparayi
41) Lafun tutulursa hakimsun, lafun tutulmazsa sen kimsun
42) Madem kideyu miras, bende yiyeyum biraz
43) Mut mut dema armut de
44) Ne doğrarsan çanağuna o gelur kaşığuna
45) Ne kosan çanağuna o gelur kaşığuna
46) O kızım saha derum o gelinum sen işit
47) Ormanlarin gozi var, yolun kilavuzu var
48) Ortak mala çöpek bile işemez
49) Öküz eldi ortaklık bozuldu.
50) Pahane uşağa, yarısı bayışağa
51) Sen kârin peşindesun hazırı elden gitti
52) Siçan işedu denize oldi oğa ortak
53) Siçan delikten siğmayi, hopeçileri da takar peşine
54) Sırğan yerina sırğan biter
55) Sünçer düştü terekten kirdi belini (Mızmız kişiler için kullanılır)
56) Tatlı dil ilanı yuvasundan çıkarur
57) Yetimun koletisi pişmez, pişseda yanar
58) Yuz sene ilerisinu duşun, bir da cerisini
59) Zayuf atun kıblesi olmaz


DUALAR VE BEDDUALAR


*Tuttuğun altun olsun.*Heyirli yerlere nesip olasun.*Allah eksukluğuni vermesun.*Oğul veresun dünyayi doldurasun.*Allah ağrilaruni Kaf dağinun arkasina aşursun.*Allah bedenisihetuni artursun.*Boş keseye salmayasun.*Helil İbrahim bereketine kavuşasun.*Çok eyi gün göresun.*Ceenem kokisi burnuna vurmasun.*Temiz süt emmemişe düşesun.*Dünyayı tutasun.gözümün eşuği.*Cennet bahçelerine gezesun.*Zinun keskin olsun.*Su gibi ömrün olsun.*Su olup taşasun dünyalari tutasun.*Gökten yağsun yerden toplayasun.*Günlerun uzun olsun.*Ah vah demeyesun.*Nerde güneş varsa yüzüne çalsun.*Allah ne muradın varsa versun.*Allah bi deduğuni iki etmesun.*Beytulllaha yüz süresun.*Allah eyulerine kat bizi.*Üzüm asmasi olasun dünyayı sarasun.*İhya olasun.Heyirler göresun.*Bir günün bin olsun.*Beyaz sakal tarayasun.*Ocağın sönmesun.*Ocağuna siranluk bitsin.*Ocağuna yildirim düşsün.*Ocağından duman çıkmasun.*Ocağın şenlenmesun.*Ocağın kapansın. *Yuvarlak taş olasun bir yere konmayasun.*Akşam yatasun sabah kalkmayasun.*Peşuk sallamayasun.*Emzurduğum süt burnundan gelsun.*Kaybana olasun *Kayiplara karişasun.*Kısa günli olasun.*Dertle yatasun dertle kalkasun.*Alayim günleruni.*Günlerun gelsun bağa.*Anan ğuyis olsun ustune.*Ander kalasun.*Allah supur sifatsuzi.*Gençluk yipratmayasun.*Boyun devrulsun.*Ellerun koynuna kalsın.*İki yakan bir araya gelmesun.*Gidişun olsun geluşun olmasun.*Kurtlara kuşlara yem olasun.*Tuttuğun dallar elune gelsun.*Seni Allah paklasun.*Adun batsun.oturdun kalkmayasun.*Kucağın şenlenmesun.*Günlerun kesulsun.*Duvak indirmeyesun.*Kuçayi kadar yaşayasun.*Kan yirin yiyesun.*Gözlerun bedenune aksun.*Dönmez olasun.Rizkun kesilsun.*Korbakor olasun.Kutiçi olasun.*Başuna ğezep yağsun.*Başuna benim kadar baş düşsün.*Koyayim seni teneşir tahtasina.*Kutrum olasun kapilara bakasun.

KIZ KAÇIRMA - PEŞE GİTME

Rize'nin bazı yerlerinde kız kaçırma yerine "kız çekme" denir. Kızı isteyip de alamayan oğlan tarafı, kızı zorla çeker götürürdü. Oğlan, bir kaç arkadaşını yanına alır ve kızı kaçırabileceği bir yerden (bu yer değirmen olabilir, kız ot kesmeye gitmiş olabilir, hatta bir imecede çalışır olabilir) zorla kaçırır. Bu işi yapanlar silahlıdır ve kararlıdır. Üzerine kimse varamaz.
Kızın bağırıp çağırması, direnmesi de fayda vermez. Oğlan kızı akrabalarından birini akrabalarından birinin evine götürür ve burada kıza zorla sahip olur. Bir kaç gün dağlık bir yerde de saklanabilirler. Zorla yapılan bu kaçırma olayından sonra bu iki aile uzun süre düşmanlık eder ve ancak çok sonraları barışırlar.
Eğer kız, sevdiği bir kimseye değil de istemediği birine veriliyorsa sevgilisi oğlan tarafından kaçırılmayı bekler. Bu kaçırma olayının pek çoğu aslında bir peşe gitme olayıdır ve bu bazı siyasetçi aile büyükleri tarafından tezgahlanmıştır. Eğer kız tarafı kızı vermez ve bu evlilik bazı aile büyükleri tarfından uygun görülürse bu kaçırma olayı adeta tezgahlanır. Karşılıklı haberleşme ile uygun zaman kollanır ve kararlaştırılır ve oğlan kızı zorla kaçırmış olur. burada kızın bağırıp çağırması rol icabıdır. Bir müddet sonra kızın çeyizi kıza gönderilir. Kız tarafı ikna edilerek barış sağlanır
Bazende kız, sevdiğine değilde istemediğine verilirdi. Bu durumda sevdiği oğlan tarafından kaçırılmayı beklerdi. Bu kaçırma olayı aslında peşe gitmedirde işin ardında bazı aile büyükleri vardır bunlarda kızın istemediği tarafa verilmesini istemezler ve böyle bir tezgah kurulur. Karşılıklı haberleşilir, uygun bir vakit kollanılır herşey ayarlanır ve sözüm ona oğlan kızı kaçırmış olur. Burada kızın bağırıp çağırması rol gereği olur. Bir müddet sonra kızın çeyizide gönderilir. Kız tarafı ikna edilerek barış sağlanır veya husumet uzun süre devam eder.
Peşe Gitme : Kızın kendi isteğiyle ve ailesine karşı tavır alarak anlaşmalı bir şekilde oğlanla kaçmalarıdır. Peşe gitme olayı kimse mani olmasın diye gece olur. Herkes uyuduktan sonra, sabaha karşı kız bohçasını hazırlayarak evden çıkar ve dışarda bekleyen oğlanla buluşur. Şüphesiz bakkala gidiyorum diyerek evden çıkıp gitmek de mümkündür. Peşe gitme olayı daha çok günümüzde görülen olaylardandır. Kızların ailesine karşı bir baş kaldırma olayıdır. Bazan da ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Normal bir evlilik için her iki tarfında ekonomik gücü yeterli olmayabilir..
Peşe gitme olayında kız anasının mutlaka haberli olduğu varsayılır. En azından aileden birinin kıza yardımcı olduğu düşünülür.
Peşe gitme olayında anlaşma kısa zamanda sağlanır. Ne var ki kızın ailesini utandıran bir tavır varsa hoş karşılanmaz. Peşe giden kız uzun süre babasının veya ağabeyisinin yüzüne gelemez.
Kız kaçırma ve peşe gitme olaylarından sonra anlaşma sağlansa bile düğün yapılmaz. 1950'li yıllardan sonra hiçbir şekilde başlık parası alınmamaktadır. Rize'de başlık parası, yani yegi, düğün ve evlenme adetleri arasından tamamiyle kalkmıştır.
* Kaynak: Rize Kültür Derlemeleri, Rize Halk Eğitim Müdürlüğü Yayınları-7, Rize, 1999, Sayfa 5-6

EVLİLİK VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER
Evlilikler yakın çevreden yapılır, yakın çevrede kız yoksa dışarı çıkılırdı.
. Beşik kertme vardı. Ancak bu zorlayıcı olmayıp, çocuklar büyüyünce evleme zorunluğu taşımazlardı.
. Kız arama da elçi denilen insanlar devreye girerdi. . Erkeklerin az da olsa eş seçiminde rolü olmasına karşın kızlar için bu söz konusu değildi.
. Kız seçimine çok önem verilirdi. Kızın soyu sopu araştırılırdı. Kız tarafıda erkeğin soyu sopunu araştırır, uygunsa verirdi.
. Kızın erkeğe gönüllü olması ve kaçma işini beraber planladıkları durumlarda olay fazla büyütülmez, zamanla örtbas edilirdi. . Sevenlerin kavuşamama durumunda maraz denen ruh hastalıkları olurdu.
. Kız istenmeden önce evde ondan büyük kız olup olmadığı araştırılırdı. Böyle bir durum varsa kız istenmez, istense de büyük kız varken ufak kız verilmezdi.
. Kız onsekizini geçmişse "küle kalmış" yani evde kalmış kabul edilir, istenmezdi.
. Kızın bir başkasına sevdalı olup olmadığına bakılırdı.
. Kız daha istenmeden, yani iş resmiyete dökülmeden elçiler sayesinde iş halledilmiş olurdu.
. Kız istenmeye gidilirken karşı taraf haberdar edilir, hazırlıklı olmaları sağlanırdı. Erkek tarafı karşılanır ağırlanır. Bir müddet ordan buradan konuşulduktan sonra asıl konuya girilirdi. "Allah'un izniyle, Peyganberun kavliyle kizinuzi oğlumuz Temel'e istiyiruk" denirdi. Kız tarafı kendini naza çeker, cevap vermek istemez, çay kahve, yemek ikram edip konuyu dağıtmaya çalışırdı. Erke tarafı da israr eder "Kızı vermezseniz ne yemeğinizi yeriz nede kahvenizi içeriz" derdi. Hayli mücadele sonunda istekler sıralanır, kabul edilince de kız verilirdi.
. Kız istendiğinde verilirdi. Çünkü söz önceden alınır ve kararlaştırılmış olurdu. Söz alınmadan kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi. Erkek tarafı soğuk karşılanır. Mazeretler uydurulur. Bazen de kız görücüye çıkmazdı.
.Kız tarafı erkek tarfının karşılayabileceği kadar başlık parası isterdi. Bu kıza harcanırdı. Ayrıca kıza alınacak eşya ve altın tesbit edilirdi.
. Ara kesildikten sonra (kızın sözünün alınması) olay hemen duyurulurdu. Bu da erkek tarfının dılaru da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu. Peşinden yemek yenir. Düğün günü belirlenir, ayrıntılar konuşulurdu.
. Ara kesilirken kız tarfına verilen sözler düğnden önce yerine getirilirdi. Bir alış veriş günü tesbit edilirdi. Genellikle Çarşamba günü olurdu. Her iki tarfta birinci derece yakınlar olurdu.
. Takılardan genellikle çok eskiden dilme fes, beşli, daha sonraları zincir, bilezik, küpe, yüzük, saat, alyans, iğne gibi altın eşyalar alınırdı. Daha sonra söz verilen giyim kuşam ve yerleşimle ilgili diğer eşyalar alınırdı.
.Alınan eşyalar önce kız evine gönderilir, kızın kendi hazırladığı eşyalarla birlikte sergilenirdi. Bu olaya "Bohça Açıldı" denirdi. Perşembe'den Cumartesiye kadar açık kalır isteyen gelir bakardı.
. Eşyalar evden çıkarken, kızın erkek kardeşi yoksa bir yakını kapıyı keser ya da sanduğa otururdu. Kapı erkek tarafının bir miktar para vermesiyle açılırdı. . Cumartesi erkek evine getirilen eşyalar kız tarafınca yerleştirilirdi.
. Kına gecesi Cumartesi olup her iki taraftada yapılırdı. Misafirler horon eder, oynar, toplu halde kurşun sıkılırdı.
. O gecede geline kına yakılır. Başka isteyenlerde var ise onlarda kına yakardı. Bazen geline yakma işlemi Pazar sabahına bıraklıdığı da olurdu.
.Erkek tarafı kına gecesinde şeker, fındık türü yiyecekler gönderirdi.
.Pazar sabahı erkek tarafı kalabalık bir halde kızı almaya giderdi.
. "Duğunci" denen grup yol boyunca sık sık silah sıkardı. Bunu duyan kız tarafı da karşılık verirdi.
.Gelini evden genellikte damadın babası veya ağabeyi çıkarırdı. Bu arada kapı kesilir bahşiş istenirdi. Yol boyunca yer yer yol kesildiği olurdu.
. Gelin evden çıkarken kurşun sesleri ortalığı yıkardı. Bazı evlerdede ilahiler okunurdu
. Yol yakınsa gelin yaya, uzaksa at ile getirilirdi.
. Gelinin evinden gelenlere ikram edilen lokumu damada ulaştıran ödüllendirilirdi. Bu kimseye "müjdeci" denirdi. Müjdeciye ya para ya da bir tepsi baklava verilirdi.
. Kız ve erkek tarafı birlikte kurşun ata ata gelinle birlikte erkek evine gelirdi. Bu gruba "alay" denirdi.
. Kız ağlarsa, "Hem ağlıyalum, hem gidelum" denirdi.
. Kız eve girmeden önce tatlı dilli olsun diye, elini bala tutturup sağ parmaklarıyla kapının başına sürerlerdi. Zengin olsun diye başına bez koyup para dökerlerdi.
. Kız tarafından birileri gelini içeri sokmaz.Bir şeyler isterdi. Buna "kapılık istemek" derlerdi.
. Gelin odasına götürülür, oturtulur, yanında genellikle ablası veya yengesi bulunurdu. Bazen de o mahalede yeni gelin olmuş birisi de olabilirdi.
. Düğün akşama kadar devam ederdi. Bu arada sıksaray, sallama, atlama, titreme gibi horonlar yapılırdı. Horonlar genellikle erkek erkeğe, kadın kadına oynanırdı. Erkekler daha çok evin dışında veya avluda, kadınlar ise evin içinde bir yerde oynarlardı.
. Erkekler kızlar bir arada oynadığında kadın veya kızların kollarına ancak yakınları girebilirdi.
. Horonlar kaval, tulum, akordiyon, mozika (mızıka) nadir olarak zurna ve daha çok kemençe eşliğinde oynanırdı.
. Çoğu zeminde şairle atma türkülerle horona ayrı bir renk katarlardı.
. Bu arada erkek anaları da boş durmaz. Sağa sola göz gezdirir. Bir kız ararlardı. . Yakın komşuların yardımıyla misafirlere yemek verilirdi. Bu arada bazıları bahşiş almak için yemeği engellerdi. Buna "sofra bağlama" denirdi.
. Hava kararamadan düğün alayı dağılır fakat kız tarafından bir kaç kişi bir müddet daha beklerdi.
. Gerdeğe girilmeden eğer önceden kıyılmadıysa " hoca nikahı" yapılırdı.
. Ev gerdeğe gireceklere bırakılır. Bir günlüğüne ev sakinleri komşulara kalırdı.
. Pazartesi günü gelin erken kalkar ve ev işlerine konulurdu. Sözde uğursuzluk getirmesin diye geline bir hafta süpürge tutturulmazdı. Bugün aynı zamanda kız ve erkek tarafının birbirine bohça içersinde hediye verdiği gündür. Bu olaya "bohça çıktı" denirdi.
. Düğünden bir hafta sonra "yedi" olurdu. Yedi, kızın damatla babasının evine gitmesiydi. Damat'a bu arada bazen ağra kaçan şakalar yapılırdı. Bu şakalardan korunmak için damadın yanında korumaları olurdu.
. Damat sofraya oturduğunda sofra arkadaşları tarafından bağlanır. Kaynana sofranın açılması ve damadın yemek yemesi için bahşiş verirdi.
. Yedididen birkaç gün sonra da kız tarafı erkek tarafınca devet edilirdi.


DOĞUM VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER

Evlililiğin ilk devrelerinde gelinin hamile kalması istenirdi.
. Hamile kalmaması durumunda telaş düşülür, hata varsa bunun gelinden kaynaklandığı düşünülürdü.
. Hamile kalınması için okutma dahil her çareye başvurulurdu.
. Birkaç sene içinde eğer gelin hamile kalmazsa, anlaşılarak ya boşatılır, ya da üzerine kuma alınırdı.
. Eğer hamil kalmışsa, oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine kadar dikkat edilir, bu arada bir çok batıl yöntem de uygulanırdı.
. Doğum zamanı köy ebesi çağrılırdı. Bebeğin çıpa'sını (göbek bağı) ebesi veya iyi huylu birisinin kesmesi istenirdi.
. İlk doğan sebinin erkek olması istenirdi. Şimdi de öyle ya.
. Çocuk doğar doğmaz sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunurdu.
. Doğum yapan anne kırk gün lohusa kalırdı.
. Çocuğa genellikle büyüklerin ismi verilirdi. Daha çok ölen nine, dede veya yakın tarihte ölmüş birinin ismi verilmesi halen devam etmektedir.
. Çocuk kısa bir süre kundakta kalır. Sonra beşiğe alınırdı.
. Nazarlanmasın diye çocuk uzun süre yabancılara gösterilmezdi.Gösterileceği zaman nazarlık takılır, yüzüne kara sürülürdü.
. Anne sütü olduğu müddetçe emzirilir. Sütten kesildikten sonra inek sütü verilirdi.
. Anne sütü yoksa, ilk zamanlarda, süt anne aranırdı. Yakın çevreden herkes çocuğu emzirir ona süt anne olurdu. Süt annelik yaygın bir uygulama olup yer yer hala devam etmektedir.
. Süt çocuk, süt kardeşi ve ondan sonra doğacak çocuklarla "süt aşağı akar" diye evlendirilmezdi.
. Kız ergenlik dönemine kadar çember, daha sonra da keşan bağlardı.
. Erkek çocuklar ergenlik dönemine kadar mendil, yağluk, daha sonra da başlık ve abaniye bağlardı.
. Doğumdan sonra kızın annesi tarafından peşuk alayı yapılırdı. Alay ekek evinde olurdu. Alaya kızın ailesi ve yakınları katılırdı.Çocuk kız ise kırmızı, erkek ise mavi beşik hediye edilirdi. Bu olay sadece ilk çocuk için yapılırdı. Diğer çocuklar bu beşikle büyütülürdü.
. Alaya katılanlar eşya ve hediye veririlerdi. Kundağa konulmuş paralar ise çocuğu yıkayan ebeye hediye edilirdi. Ebeler çoğu zaman bu parayı almaz çocuğa bırakırdı.

0 comments:

Yorum Gönder

Google Gruplar
cevatoz grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
 

My Blog List

Recommended Gadget

  • ads
  • ads
  • ads
  • ads
  • ads
  • ads
  • ads
  • ads
  • ads
Bu gadget'ta bir hata oluştu
-= Karadeniz Toplist =- Tags:Rize ikizdere resimler müzik şiir mp3 hikaye fıkra şehitlerimiz çay likapa(yaban mersini) resimler doğa resimleri ilizyon resimler komik resimler çiçek gül resimleri eski paralarımız bal böğürtlen eğlence mp3 YouTube video Видео - Помой себя сам Teknoloji haber gazeteler dantel Dowloand canlı tv oyunlar Animasyon e-kart şans oyunları süper Lig Rizespor Trabzonspor Fenerbahçe Beşiktaş Turksat Frekans Listesi T.C. Kimlik No İkizdere köyleri turizm msn c-box döviz kurları

yerelma.com Copyright © 2009 Gadget Blog is Designed by yerelma.com2005-2012Metin Çelik